MEİ103U-MEDYA VE İLETİŞİM – Ünite 1: İletişim Süreci (Özet)

MEİ103U-MEDYA VE İLETİŞİM

Ünite 1: İletişim Süreci


Giriş

Bireyin iletişim ihtiyacının temelinde yatan nedenlerden önemli biri olarak, kendini anlatmak, ifade etmek, karşısındakini anlamak ve diğer bireyleri etkilemek ve ikna etmek arzusunun olduğunu söylemek mümkündür. Bu, aynı zamanda bireyin toplumsallaşması için de bir gerekliliktir. Bu bağlamda iletişimin dairesel; diğer bir deyişle çift yönlü, döngüsel/dönüşümsel özelliği olan bir süreç olması önemlidir.


İletişim Kavramı

İletişim en geniş anlamıyla canlılar arasında belirli ortaklaşa unsurlara dayanan süreci ifade etmektedir. Bu anlayıştan hareketle iletişimin sadece insanları değil tüm canlıları kapsadığı söylenebilir.

İletişim, en yalın şekliyle, en az iki kişi arasında duygu, düşünce ve bilginin farklı araç ve yöntemler kullanılarak paylaşılması olarak tanımlanabilir. Bu araçlar, örneğin bazen kişinin bedenidir. Kişi bedeninin duruşu, bakışları, jest ve mimikleriyle hatta giysisi ile karşısındaki kişi/kişilere duygu ya da düşüncelerini bir mesaj olarak gönderebilmektedir ki, bu sözsüz iletişimin de önemli bölümünü oluşturan iletişim biçimidir. Bununla birlikte kullanılan ses ve sözcükler, eş deyişle dil, iletişimde en önemli simge sistemlerinden biridir. Dilin kullanımı, en anlaşılır ve açık mesajları sağlasa da zaman zaman ses tonlamaları, sesin rengi, mesajlardaki anlamı en az kelimeler kadar etkileyebilmekte ve değiştirebilmektedir.

Bir kişinin başkasının nezaretinde ya da başkası ile birlikte her davranışı, bir ileti oluşturmakta ve bu nedenle iletişim olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Kişilerarası ortamlarda her davranışın bir iletişimsel nitelik taşıması, yani iletişim olması, iletişimsizliğin mümkün olmadığı çıkarımına vurgu yapmaktadır. Öyle ki, eylemde bulunmak ya da bulunmamak, konuşmak ya da susmak, bunların hepsinin ileti niteliği vardır ve bunlar karşıdaki kişi/kişileri etkilemektedir.

Her iletişim sürecinin temel amacı olan etkileme ve ikna etme çabası alıcının davranışlarında, düşüncelerinde, tutumlarında ya da kanaatlerinde bir değişiklik, bir farklılık yaratma isteğinden kaynaklanmaktadır. Mesajı gönderen alıcıyı etkilemeye çalışırken, alıcı da geriye verdiği mesajla mesajı üreteni etkilemektedir.

Genel anlamıyla iletişim kavramının, birbirlerini etkilemek amacında olan en az iki öğe arasında meydana gelen bir etkileme olgusunu ifade ettiğini belirten Yüksel, kavrama ilişkin şu farklı tanımlamaları da dile getirmektedir:

  • İletişim, insanların arasında duygu ve fikirlerin akışıdır.
  • Bir kimsenin düşüncelerini ve duygularını diğerlerine açık seçik olarak belirtmesi sürecidir.
  • Bireylerarasında anlamları ortak kılma sürecidir.
  • Bir kaynağın bir iletiyi bir oluk üzerinden bir alıcıya iletmesi sürecidir.
  • Seçilmiş bir haberin, bir haber kaynağından belli bir mesafeye iletilmesi sürecidir.

Kimi zaman mesaj oldukça açık ve anlaşılır ve hatta iletişimde bulunanlar aynı grubun üyeleri de olsa, mesajı algılama ve buna bağlı olarak anlamlandırma biçimleri birbirinden farklı olabilmektedir. Bu farklılıkların varlığı istenen düzey ve etkililikteki iletişimin ne kadar güç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu güçlülüğün yenilmesinde şu öğelere dikkat etmek gerekir:

  • Çevresel etmenler
  • Bireyler arası ilişkiler
  • Özel iletişim biçimleri
  • Kullanılan ortam, kanal ya da oluklar

İletişim Sürecinde Yer Alan Öğeler ve Özellikleri

İletişimin döngüsel/dairesel olması, bir süreç içinde işlediğini göstermektedir. Süreç ise öğelerin bir araya gelmesi ve birbirlerini etkileyerek devam etmesi olarak düşünülmelidir. Öyle ki, bu öğelerden herhangi birinden kaynaklanan bir sorun nedeniyle, sürecin işleyişinde veya tamamlanmasında aksamalar ya da engeller ortaya çıkabilir.

En az iki kişi arasında gerçekleşen iletişim süreci, kaynak kişi tarafından mesajın oluşturulması ile başlamaktadır. Duygu ve düşünceleri ifade etmek için oluşturulan iletinin kodlanması, iletiyi en etkili iletecek oluğun/aracın seçilmesi ve bu yolla hedefe, eş deyişle, alıcıya gönderilmesi; alıcının ise iletiyi aldıktan sonra kod açımını yapması ve iletiyi gönderen kişiye bir karşılık olarak (yansıma) yeni bir ileti oluşturması, kodlaması ve bir araç kullanarak göndermesi ile iletişim süreci döngüsel bir işleyişte devam etmektedir. Bu döngüsellikte, süreç devam ettiği sürece kaynak ve hedef sürekli yer değiştirmekte ve yeni iletiler üretilmektedir.

İletişim sürecinin en temel öğeleri kaynak, ileti (mesaj), araç (kanal/ oluk), hedef (alıcı) ve yansımadır (feedback).

Kaynak, iletişim sürecini başlatan, ilk iletiyi oluşturan ve gönderen kişidir. Kaynak; algılama, seçme, düşünme, yorumlama süreçlerinde ürettiği anlamlı iletileri simgeler aracılığı ile gönderen kişi ya da kişilerdir.

Kaynak kişinin/kişilerin iletiyi oluştururken öncelikle dikkat etmesi ya da göz önünde bulundurması gereken kimi noktalar vardır. Kaynak, iletiyi, göndereceği hedef kişi/kişilere göre tasarlamalıdır.

İletişim sürecinde, kaynak kişi iletiyi hedefe gönderdiğinde ve bunu sözle (sözel) gerçekleştirdiğinde şu noktalara dikkat etmelidir:

  • İyi söyleyiş
  • Sözcük zenginliği
  • İyi tümce kuruluşu
  • Uyumlu söz dizimi
  • Gerekli ve uygun sözcüklerin seçilişi

İletiler herhangi bir iletişim aracı yoluyla verildiğinde de uygun aracın seçimi, seçilen araca uygun şekilde iletinin kodlanması, yine iletilerin yapısına dikkat edilmesi ile iletişim süreci içindeki kaynakla ilgili noktalar hep iletişim becerisi kapsamında ele alınmaktadır. Beş adet sözel iletişim becerisi söz konusudur. Bunların ikisi kodlama becerisi olarak adlandırılabilecek olan konuşma ve yazmadır. Diğer ikisi ise, kod açma becerisi olarak nitelendirilen okuma ve dinlemedir. Beşinci beceri ise hem kodlamada hem de kod açmada etken olan düşünme ve nedenselliktir.

İletişim sürecinde, sürecin başlangıç öğesi olan kaynağın iletişim kurmasında en önemli etkileyicisi aslında kaynağın kendi kişiliğidir. Bir başka deyişle, kaynağın kişiliği onun iletişim biçimine etki eder. İletişimde bulunan kişilerin toplumsal norm ve değerleri ile çok farklı konulara ilişkin değişik tutumları da bulunabilir. İnsanların kişiliklerinin biçimlenmesini sağlayan bu öğeler, doğal olarak kişilerin iletişimine de yansıyacaktır.

Herhangi bir kişinin ne olursa olsun denemediği, yaşamadığı bir konu, bir eylem üzerinde hangi düzlemde gerçekleşirse gerçekleşsin doğru ve sağlıklı bir iletişimde bulunması son derece güçtür. Bu nedenle kaynağın kodlayacağı iletinin sağlıklı olabilmesi, başka bir deyişle, asıl amaç olan alıcı tarafından anlaşılabilmesi ve inandırıcı olması için kaynağın bilgi birikiminin ve deneyiminin yoğun olduğu konularda iletişimde bulunması daha yararlı olacaktır.

Kişilerin iletişimleri ve iletişimi nasıl gerçekleştirdikleri bir anlamda kendi çevresel, toplumsal ve kültürel durumlarını da yansıtan bir ölçüt olarak görülebilir. Toplumsal yapı içinde bulunan kişilerin, üyesi oldukları toplum içinde belirli bir takım rolleri, konumları, saygınlıkları (prestij) ve belirli işlevleri söz konusudur.

İleti, kaynak tarafından iletişim sürecinin içinde yer aldığı toplumsal ortamca bilinen sembol ya da simgelerle kodlanmış, aktarılmak, paylaşılmak istenen bilgi, duygu ve düşüncelerle yüklü ve alıcıya çeşitli iletişim ortam ve kanalı ile ulaşan şey ya da öğedir.

İletişim sürecinin önemli öğelerinden biri olan, kaynaktan alıcıya gönderilen bir uyarı, bir düşünce, bir duygu, kanı ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış hali olarak tanımlanan ileti iki bölümde incelenebilir. Bunlar iletinin dili ve iletinin içeriğidir. İletinin dili, iletinin ulaştırılmasında yararlanılan herhangi bir koddur. Bu bağlamda iletinin dili, herhangi bir ulusal dil olabileceği gibi müzik, sanat ve hareketler (jestler ve mimikler) gibi konuşulan dil dışında da bazı kodlar olabilir. İletinin dili konusunda önem verilmesi gereken en önemli nokta, etkin ve sağlıklı anlamda bir iletişimin gerçekleşebilmesi için, ileti dilinin hem kaynak hem alıcı açısından net ve anlaşılır bir yapı taşıması gereğidir. İletinin içeriğinde ise iki önemli nokta bulunmaktadır: İletişimde işlenecek düşünce, duygu ve bilgilerin seçilmesi ve ikinci olarak da bunların nasıl işleneceği, başka bir deyişle, işlenme yöntemidir. Öncelikle kodlanacak ileti açık biçimde seçilmeli, daha sonra seçilen bu ileti ulaşılması amaçlanan alıcının niteliklerine bağlı olarak en kolay anlaşılabilir hale getirilmelidir.

Gözün gördüğü, kulağın işittiği her şey genel anlamda bir iletidir ve alıcıda bir anlam yaratması beklenmektedir. Bu nedenle büyük bir alıcı grubu, eş deyişle geniş bir kitle için ileti seçilip oluşturulurken alıcıların tamamı için anlaşılır, açık, net ve tereddüt oluşturmayacak bir tasarlama yapılmalıdır.
Kodlama, kaynak tarafından iletiye yüklenen anlamdır ve amaç, iletiye kaynak tarafından yüklenen bu anlamın alıcı tarafından aynı anlam çerçevesinde çözümlenmesi ve bu doğrultuda yansıma verilmesidir. Kaynağın düşüncesi başkalarının da anlayabileceği bir biçimde ifade edilmelidir. Tasarlanan iletinin kimi zaman ses tonlaması, kimi zaman mimik kimi zaman da jestlerle anlam yaratması beklenebilir.

Kaynak tarafından iletiye yüklenen anlam kodlama olarak tanımlanırken, alıcı/hedef tarafından gönderilen iletiye yüklenen anlam ve yorumlama da kod açma olarak tanımlanmaktadır. İletişim süreci içerisinde iletiler ancak kod açma yoluyla, kâğıt üzerindeki anlamsız işaretler ya da birtakım ses ve görüntü sinyalleri olmaktan çıkıp anlam kazanır ve iletişimin başarısını ölçen en önemli sorun iletinin alıcı tarafından kod açımının yapılmasıdır. Bu durumun en önemli ölçütü ise alıcı ile kaynağın deneyim ve yaşantılarının çakışması ya da en azından kesişmesidir.

Kaynak ve alıcı birbiri hakkında ne denli bilgiye sahipse, iletideki anlamı oluşturma ve buna karşılık o anlamın doğru ve istendik yönde çözümlenmesi ve yorumlanması da o oranda güçlü olacaktır.

İletişim sürecinin başarıyla ilerlemesinin önemli bir koşulu da, kaynak tarafından oluşturulan ve kodlanan iletinin fiziksel olarak gönderilebilmesi ve alıcı/alıcılar tarafından alınabilmesidir. Dolayısıyla iletinin bir kanal/oluk ya da farklı bir deyişle bir araç kullanılarak hedeflenen kişi ya da gruba gönderilmesinde mutlaka bir araca, kanala ihtiyaç vardır.

Bu kanallar iletinin gönderileceği kişi sayısına, bu kişi ya da grupların kimi özelliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Yüz yüze iletişimde ses önemli bir araçtır. Ses tonlaması yine aynı şekilde önemli bir araçtır, zira ruh halini yansıtan önemli bir göstergedir. Aynı zamanda yine beden hareketleri olarak tanımlanan mimik ve jestler de iletiyi göndermede hayli sık kullanılan önemli araçlardır.

Kitlesel yığınlara ileti gönderen gazete, radyo, televizyon ve internet; uydu, frekans, kablo ses dalgaları, kâğıt ve fotoğraf yoluyla iletileri taşıyan araçlardır. Etkili bir iletişim sürecinin gerçekleşmesinde kanal seçiminin önemi büyüktür. Alıcıda yaratılmak istenen etki, alıcının özellikleri, alıcının zaman ve mekân kullanımı göz önünde bulundurulmalıdır.

İletişim oluklarını beş duyu (görme, duyma, dokunma, tatma, koku alma) olarak düşünmek de bir sınıflandırmadır. Bir ileti görülebilir, duyulabilir, dokunulabilir bir yapı taşır ve bu sınıflamaya göre iletişim sürecinde anılan oluklardan ne kadar çoğu kullanılırsa iletişim o denli etkili olur.

İletişim sürecinde kaynağın oluşturduğu iletinin kodlandıktan ve iletiye uygun bir oluk (araç/kanal) seçildikten sonra iletinin ulaşmasının istendiği kişi/kişilerdir. Alıcı bir tek kişi olabildiği gibi bir grup, kalabalık bir kitle de olabilir. Hedef kavramında, kaynağı şahsen tanıyanlar veya tanımayanlar arasında bir ayrım yapılmamaktadır. Aynı şekilde hedefin amaçlı olarak yöneldikleri kaynak ile tesadüfi hedef grubuna dahil olan kimseler arasındaki fark da pek gözetilmemektedir.

Alıcı yüz yüze iletişimde kendi iletisini tasarlayarak duygu, düşünce ve tepkisini oluşturabilir ve sürece katılabilir, ancak kitle iletişim araçları tarafından gönderilen iletilerde alıcının fiziki koşullardan, zaman ve mekan engellerinden dolayı sürece o an katılması çoğunlukla mümkün olamamaktadır.

Eğer alıcının dinleme, okuma, düşünme yeteneği yoksa ya da kısıtlıysa kaynağın gönderdiği iletilerin kod açımını gerçekleştirmesi, büyük ölçüde kendisine, kaynağa ve iletinin içeriğine olan birtakım tutumları tarafından belirlenir. Ayrıca alıcının sahip olduğu bilgi düzeyi de iletişimin sağlıklı olarak gerçekleşmesinde önemli bir faktördür.

İletişimin etkilerini üç ana grupta toplamak mümkündür:

  • Alıcı kesimin bilgi düzeyindeki değişme
  • Alıcının tutumunda görülen değişme
  • Alıcının açık davranışında görülen değişme

Kaynak tarafından oluşturulan iletinin bir oluk kanalıyla alıcıya ulaşmasıyla, sürecin önemli bölümü tamamlanmış olmaktadır. Sürecin son adımlarından olan ve bu kez alıcının kaynağa verdiği tepki olarak adlandırılan yansıma (geribildirim, feedback) süreci başlayacaktır. Yansıma, alıcının kaynaktan gelen iletiye verdiği karşılıktır.

Alıcının iletiye karşılık vermesiyle, böylelikle, bu kez sürecin başında kaynak olan kişi/kişiler alıcı, sürecin başında alıcı/alıcılar olan ise kaynak durumuna geçecek, yeni iletiler hazırlayacak ve dairesel döngü işleyişi içerisinde çift yönlü iletişim akışı devam edecektir. Alıcının, kaynağın iletisine verdiği karşılık bir anlamda kaynağa iletişim sürecinin başarısı ya da başarısızlığı hakkında da ipuçları verecektir. Bu, kaynağın iletisinin alıcı tarafından anlaşılıp anlaşılmadığını ya da doğru anlaşılıp anlaşılmadığını gösterecektir.

Gürültü, iletişim sürecinin aksamasına neden olan her şeydir. İletişim sürecinde kullanılan oluk radyo, televizyon gibi görsel işitsel kitle iletişim araçları ise, frekanslardaki zayıflama, görüntülerdeki parazitlenme olarak düşünülebilir. Yüz yüze gerçekleşen iletişim sürecinde ise gürültü, dış etkenlerden kaynaklanan herhangi bir ses ya da kaynak ve alıcı arasında herhangi başka bir kişinin ya da aracın iletilere müdahalesi olarak ifade edilebilir.

İletişim sürecinde iletişim becerisi, başkalarını anlamada, onların duygu ve düşüncelerini onlarla özdeşleşerek görme duyarlılığı kazanmaktır. İletişim becerilerinin geliştirilmesinde bilinen en önemli yaklaşımlardan birisi empatidir. Bir insanın karşısındakinin ne hissettiğini o anda yaşayabilme ve ona bu hususta hak verebilme yeteneğine sahip olması yaklaşımı, sağlıklı ve etkili bir iletişimde önem taşımaktadır.

İletişimde etkin olabilmek, diğer bir deyişle, kurulan iletişimde etkili olabilmek için amaç, etkidir. Kuşkusuz iletişim, amaçlı bir etkinliktir, süreçtir. Ancak burada etki, iletilecek mesajın amaçlanana ulaşması temel ölçüttür. Bu bağlamda iletişimi etkin, başarılı kılan temel şu bilgilere bakmak yerinde olacaktır:

  • İletilecek mesajın alıcının/hedefin dikkatini çekmesi,
  • İletinin kodlanmasında iletiyi gönderen kaynak kadar onu alacak ve açımlayacak alıcı/hedef tarafından da bilinmesi,
  • İletinin alıcı/hedefin gereksinimlerine seslenebilmesi,
  • Alıcı/hedefte istenilen tutum değişikliğinin elde edilebilmesi için, alıcı/hedefin tutum ve değerlerinin bilinmesi, beklenti ve davranış kalıplarına ters düşülmemesi,
  • Alıcı/hedefe ulaşmada en uygun oluğun/kanalın ne olduğunun bilinmesi,
  • İletilecek mesajın içeriği alıcı/hedef için yeni bir bilgi niteliği taşıyorsa, söz konusu mesajın hedefin alışkın olduğu yaşam deneyimlerine uygun tarzda aktarılması,
  • İletişimde iletilmesi zor konuları, hazırlayıcı iletişim süreci ile alıcı/hedefin bilgi ve algılama düzeyinin yükseltilerek aktarılması,
  • İletişimde hazırlayıcı iletişim sürecine rağmen kırılamayan dirençlerin de olabileceğinin unutulmaması, özellikle temel nitelikteki değerlere dolaysız saldırılmaması gerekmektedir.
Page Reader Press Enter to Read Page Content Out Loud Press Enter to Pause or Restart Reading Page Content Out Loud Press Enter to Stop Reading Page Content Out Loud Screen Reader Support
%d bloggers like this: