MEİ103U-MEDYA VE İLETİŞİM – Ünite 6: Medya ve Kamuoyu (Özet)

MEİ103U-MEDYA VE İLETİŞİM

Ünite 6: Medya ve Kamuoyu


Giriş

Medya kamuoyunun oluşmasında önemli bir role sahiptir. Bireyler, medya sayesinde toplumsal yaşamdaki sorunları, bunlara yönelik tartışmaları ve farklı düşünceleri öğrenirler. Kamuoyunun sağlıklı bir biçimde oluşabilmesi büyük ölçüde medya kuruluşlarının özgürce çalışabilecekleri bir ortamın varlığına bağlıdır. Kamuoyu, günümüz çağdaş toplumlarının en belirleyici özelliklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Kamuoyu olgusunun etkin bir biçimde ortaya çıkabilmesi için düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlandığı ve insanların haber kaynaklarına serbestçe ulaşabildiği demokratik bir sistemin yanı sıra bireylerin temel ekonomik özgürlüğünün sağlandığı, ülke sorunlarına zaman ayırabildiği ve sivil toplum örgütleriyle birleşerek sorunların çözümüne yönelik fikirler üretebilme ortamının sağlanabilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Günümüzde kamuoyuna ilişkin her bireyin şu sorular bağlamında bir fikir öne sürebilmelidir. Bu sorular;

a.    Kamuoyu nasıl oluşur?
b.    Kamuoyunun gücü nedir?
c.    Kamuoyu ve demokrasi arasında nasıl bir ilişki vardır?
d.    Kamuoyunun oluşumunda medyanın rolü nedir? şeklinde sıralanabilir.


Kamuoyu Kavramı ve Tanımı

Kamuoyu, Latince ve batılı ülkelerden dilimize geçen; efkârı umumiye, halk efkârı, amme efkârı ve kamu efkârı gibi kavramlardan dilimize geçen, günümüzde ise kamu ve oy sözcüklerinin bileşimiyle kamuoyu olarak tek bir sözcük halinde dilimize yerleşmiş bir kavramdır.

Kamu kavramı, grup ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Grubun en önemli özelliği ise grup içindeki bireylerin karşılıklı iletişimi ve sürekliliğidir. Kamuoyu kavramında yer alan “oy” sözcüğünün anlamı, bir konuda tutulacak yolu belirlemek için ileri sürülen görüştür. Kamu, belirli bir sorun ile karşılaşmış, bu sorun etrafında toplanmış bireylerden oluşan bir gruptur. Benzer şekilde kamu, az sayıda katılımla ve özel konulardan oluşabileceği gibi toplumu ilgilendiren geniş katılımla da oluşabilir. Bir kente yönelik sorunlara yönelik kamuoyu az sayıda katılımla oluşabilirken, genel bir anlamda evrensel olarak da ifade edebileceğimiz konular daha çok kişinin katışımıyla oluşmalıdır. Bir kanaatin kamuoyu görüşü olarak ifade edilebilmesi için şu koşulların sağlanması gerekmektedir. Bu koşulları şu şekilde sıralayabiliriz.

a.    Grubu ilgilendiren bir sorunun var olması.
b.    Gruptaki kişilerin iletişim içinde olması, sorun hakkında düşünüp tartışmaları.
c.    Grubun ortaklaşa sahip olduğu düşüncenin ifade edilmesi.
d.    İleri sürülen düşüncenin bir karar mekanizmasını, bir kuruluşu veya değişik toplumsal kesimleri harekete geçirme arzusu bulunmalıdır.

Kamuoyu kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için şu tanımlamaların bilinmesi gerekmektedir. Bu kavramları şu şekilde tanımlamak mümkündür.

  • Kamuoyu, bir grup insanın ortaklaşa ilgisini çeken sorunlar hakkında belirli karar mekanizmalarını veya çeşitli toplumsal kesimleri harekete geçirmek amacıyla ifade edilen görüşlerdir.
  • Belirli bir zamanda, belirli bir tartışmalı sorun karşısında, bu sorunla ilgilenen kişiler grubuna veya gruplarına hâkim olan kanaatlere kamuoyu denir.

Toplumsal İletişim ve Kamuoyu

Bir haberin, bilginin ya da genel anlamda kültürün insan topluluklarına dağıtımı iletişim olarak tanımlanabilir. İletişim sayesinde bireyler yakın ve uzak çevreleri hakkında bilgi sahibi olurlar. Günümüzde içinde yaşadığı topluma ilişkin bilgilerin büyük bir kısmını medya aracılığıyla elde etmektedir. Bu durum bireylerin toplumsal ve siyasal konularda fikir yürütür ve tercihlerde bulunurken medyanın etkisi altında kaldığına göstermektedir. Medyanın yaygınlaşmasıyla siyasal iletişimde kişilerarası iletişime olan bağlılığı azalmıştır. Bireyler, medya aracılığı ile siyasal gelişmeleri izler; hükümetin politikaları, ülkenin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar hakkında bilgi sahibi olurlar. Demokratik rejimlerde kuramsal olarak medya ve kamuoyu bir araya gelerek siyasal iktidarın vatandaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini denetlerler. Medya ile kamuoyu arasındaki ilişki iki biçimde değerlendirilir. Birincisi medya ortaya çıkan kamuoyunun yansıtıcısıdır. İkincisi ise medya kamuoyunun düzenleyicisi dahası yaratıcısıdır.


Basın Özgürlüğü ve Kamuoyu

Demokratik rejimlerde medyanın kamuoyu oluşturma işlevi büyük öneme sahiptir. Bunu yerine getirebilmenin öncelikli koşulu ise özgürlüktür. Demokratik toplumların vazgeçilmez özelliği olan basın özgürlüğü sayesinde kamuoyu serbest bir şekilde oluşabilir böylece topluma katkı sağlayabilir. Demokratik ülkelerde başta hükümetler ve siyasi partiler olmak üzere tüm siyasal, toplumsal ve ekonomik örgütlenmeler kamuoyuna karşı duyarlıdır. Bu örgütlenmeler tutumlarını ve politikalarını belirlerken kamuoyunun düşüncesini ve tepkisini göz önünde bulundurmaktadırlar. Bu nedenle tüm örgütlenmeler tutum ve politikaların anlatmak için medyadan yararlanmaktadırlar. Bu sayede kamuoyunu kendi bakış açıları doğrultusunda bilgilendirme ve etkileme olanağına sahip olurlar. Demokratik toplumlar, tüm toplumsal kesimlere kendi düşüncelerini kamuoyu ile paylaşma olanağı sağlar. Medya ise basın özgürlüğü sayesinde tüm toplumsal kesimlerin sesini duyurarak kamuoyunun sağlıklı bir şekilde oluşmasında çok önemli bir işlevi yerine getirmektedir.

Kamuoyu ve medya arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Medya kamuoyunun oluşabilmesi için toplumu ilgilendiren ekonomik, sosyal ve siyasal konularda gerekli haber ve bilginin akışını sağlarken diğer taraftan, oluşan kamuoyunu siyasal iktidara ve ilgili birimlere duyurarak kamuoyunun yansıtılması işlevini yerine getirmektedir. Bu sayede medya, kamuoyunu ilgilendiren konunun geniş kitleler tarafından tartışılmasını, oluşan kamuoyunun kamusal alanda ifade edilmesini, kamuoyu düşüncesinin ilgili birimlere iletilmesini ve tüm bu süreçte ortaya çıkan sonuçların topluma duyurulmasını sağlayarak önemli bir işlevi yerine getirir.


Kamuoyu Olgusuna Bakış

Kamuoyunun toplumsal yaşamda gerçekte neyi ifade ettiği, ne olduğu ya da nasıl anlaşılması gerektiği konusu üzerinde düşünülen bir konudur. Kamuoyunun ne olduğu ve nasıl öğrenilebileceği hakkında iki hakim görüş bulunmaktadır. Bunlar;

  1. Sosyolojik Model
  2. Yığın Modeli olarak ifade edilmektedir.

Sosyolojik model: Bu görüşe göre, tartışma ile birlikte sorun değişik boyutlar kazandıkça, sorunla ilgilenen kamuoyunu oluşturan kişilerin sayısında da değişiklikler olur. Bu görüş, kamuoyunun akışkan bir yapıya sahip olduğunu ve bir sorun etrafında zaman içinde oluştuğunu savunur.
Yığın model: Kamuoyu daha çok “bireysel düşüncelerin bir yığını” veya “kamuoyu araştırmacılarının ölçmeye çalıştığı şey” olarak algılanmaktadır. Modele göre “bir kişi bir oy” demektir ve bu yaklaşımı temel alan kamuoyu araştırmaları sayesinde toplumda çeşitli sorunlara ilişkin kamuoyu görüşleri ortaya çıkarılabilir.


Medya ve Kamuoyu Araştırmaları

ABD’de ilk kamuoyu araştırmaları yerel gazeteler tarafından seçim sonuçlarını tahmin etmek için gerçekleştirilmiştir. Bu kamuoyu araştırmalarında ilki 1824’de Harrisburg Pennsylvania’da yayınlanmıştır. 19. yüzyıl boyunca zaman zaman kamuoyu araştırmaları gerçekleştirilmiş ancak 20. yüzyıla gelindiğinde büyük bir yaygınlık kazanmıştır. Bunun nedeni ise haber değerinin yüksek olması ve okuyucuyu çekmesidir. ABD’deki bu gelişmeler 1937 ve 1946 yılları arasında birbiri ardına başta İngiltere olmak üzere Fransa, Avustralya, Kanada, Almanya, Finlandiya, Norveç ve İtalya’da etkilemesiyle yaygınlaşarak bu ülkelerde de belli aralıklarla kamuoyu araştırması gerçekleştirmelerinde etkili olmuştur. Türkiye’de ise kamuoyu ve pazar araştırmaları konusunda çalışma yapan kişi ve kuruluşları bir araya toplamayı amaçlayan Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği 1988’de kurulmuştur. 1996 yılı itibariyle bu derneğe 30 civarında araştırma derneği üye iken bu sayı günümüzde yüzlerle ifade edilmektedir.

Bir kamuoyu araştırmasına başlarken öncelikle araştırmanın konusu daha sonra ise üzerinde araştırma yapılacak örneklem biriminin tespit edilmesi gerekmektedir. Örneklem birimi üzerinde çalışmanın araştırmacı şirkete veya bireylere sağladığı bazı yararlar vardır. Bu yararlardan başlıcaları;

  1. Zamandan tasarruf
  2. Maliyet azalması
  3. Koşullar değişmeden araştırılan bilgilerin elde edilmesi
  4. Eleman ve araç tasarrufu şeklinde sıralanabilir.

Araştırma dernekleri medyanın yaptırdığı veya sonuçlarını yayımladığı kamuoyu araştırmalarıyla ilgili olarak sorumluluğun bir gereği olarak şu bilgilere yer vermesini önermektedirler. Bunlar aynı zamanda etik ilkeler bağlamında da gerekli görülebilecek önerilerdir. Bu öneriler;

  1. Anketi finansal olarak üstlenen kuruluşun ismi
  2. Soruların tam listesi
  3. Örneklem alınan kitlenin tanımı
  4. Örneklem büyüklüğü
  5. Örneklem hatasının belirtilmesi
  6. Hangi sonuçların tüm örneklemden daha çok örneklemin bazı kesimlerine dayandığı
  7. Araştırma yöntemi
  8. İlgili olaylara ilişkin araştırmanın zamanlaması şeklinde sıralanabilir.

Kamuoyu Araştırmalarının Etkileri

Kamuoyu araştırmaları pek çok gelişmiş batılı ülkede demokratik siyasal rejimin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak bu araştırmaların seçimlere yönelik seçmenlerin siyasal parti tercihlerini etkileyebileceği yönünde zaman zaman tartışmalar meydana gelmektedir. Bu bağlamda kamuoyu araştırmalarının toplum üzerinde etkili olup olmadığına yönelik görüşler üçgrupta incelenebilir.

  • Kamuoyu araştırmalarının halka hizmet ediyor görüntüsü altında aslında egemen görüşlere hizmet ettiğini düşünenler,
  • Araştırma sonuçlarının fazla etkili olmadığını, bu etki konusunun fazla abartıldığı görüşünde olanlar ve
  • Kamuoyu araştırmalarının halkın taleplerini yansıttığını ve temsili demokrasiye hizmet ettiğini savunanlar.

Kamuoyu Araştırmalarının Seçmenler ve Siyasetçiler Üzerine Etkileri

Seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırması sonuçlarının medyada yayınlanmasının seçmenin siyasal tercihlerini etkileyip etkilemediği halen önemli bir tartışma konusu olmakla beraber seçim öncesi kamuoyu araştırma sonuçlarının okuyucu üzerindeki beş tür etkisinden söz edilmektedir.

  1. Gözde Taraf Etkisi (Bandwagon) Etkisi
  2. Yenilmişlik (Kamçılanma) Etkisi
  3. Bumerang Etkisi
  4. Toparlanma Etkisi
  5. Tedbirli Oy Kullanma Etkisi

Kitle İletişiminde Etki Araştırmaları ve Kamuoyu Oluşumu

Kitle iletişim araçlarının izleyiciler üzerine etkilerini incelerken dört kuramsal yaklaşımın göz önünde bulundurulması gerektiği söylenebilir. Bunlar;

  1. Bireysel Farklılıklar Kuramı
  2. Sosyal Kategoriler Kuramı
  3. Sosyal İlişkiler Kuramı
  4. Kültürel Normlar Kuramı şeklinde ifade edilebilir.

Sessizlik Sarmalı Kuramı ve Kamuoyu

Sessizlik sarmalı kuramının dayandığı en önemli varsayım, bir toplumda egemen değerlere bağlılığın ve temel sorunlar karşısında sağlanan fikir birliğinin yaşamsal öneme sahip olduğu şeklindedir. Sessizlik sarmalı kuramı dört varsayım üzerine kuruludur. Bunları aşağıdaki gibi ifade etmek mümkündür.

  1. Toplum sapkın bireyleri dışlamakla tehdit eder.
  2. Bireyler sürekli olarak dışlanma korkusu duyarlar.
  3. Bu dışlanma korkusu, bireylerin her an fikir iklimini değerlendirmeye çabalamalarına neden olur.
  4. Bu değerlendirmelerin sonuçları, kamu önündeki davranışları ve özellikle de fikirlerin açıkça ifade edilmesini ya da gizlenmesini etkiler.

Gündem Belirleme Kuramı ve Kamuoyu

Gündem Belirleme Kuramı, medyanın gündem belirleme etkisini bir süreç olarak ele alır ve bu süreç üç ayrı gündem ile ilgilidir. Bunlar şu şekilde ifade edilebilir.

  1. Medya Gündemi: Medyada yer alan haberlerle ilgilidir.
  2. Kamu Gündemi: Medya tarafından etkilendiği varsayılan ve medya dolayısıyla insanların gündemlerine giren konulardır.
  3. Politika Gündemi: Siyasal iktidarın, siyasetçilerin, siyasal çıkar gruplarının belirlediği gündemdir.
Page Reader Press Enter to Read Page Content Out Loud Press Enter to Pause or Restart Reading Page Content Out Loud Press Enter to Stop Reading Page Content Out Loud Screen Reader Support
%d bloggers like this: